fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2012 Perşembe

Fransa'da bankacılık

Bilet aldığım havayolu firmasının iflas etmesinden sonra başvurduğum bankam benim adıma ödeme itirazı yapmış ve kartımı iptal etmişti. Bugün yeni kartımı almak üzere gittiğim BNP Paribas şubesinin 2 sevimli çalışanın kartımı bulması yarım saat sürdü. Neden yarım saat sorusunun cevabı ise şöyle. Gelen kartları sakladıkları bir çekmece var. Bu çekmecenin içinde dört tane kutu var. Kutuların içinde dizi dizi zarflar var. Her zarfın içinde de bir ila dört kart var. Ve gördüğüm kadarıyla bu düzenlemenin herhangi bir zerresi herhangi bir kurala dayanmıyor. Zira tüm kutulara, zarflara ve de kartlara birden fazla defa baktılar (onlara yabancı gelen adımı gördüler ama tanıyamadılar sanırım) ve daha da önemlisi farklı kutulardan başladılar aramaya. Arada bir de "sana göndermediğimize emin misin?" dediler, yani kartı bana gönderip göndermedikleri bilgisi yok ellerinde. Böyle inanılmaz optimize bir sistemleri olduğu için de bulan sevimli diğer sevimlinin önüne kartımı fırlatıp "ha ha ben buldum!" gibisinden hava attı. Sonrası gülüşmeler falan.

Güncelleme: Bu olaydan bir gün sonra "REMBOURSEMENT FRAUDE DE 1 FACTURES" başlığıyla uçak bileti paramı geri almış bulunuyorum. Gazetelerin o kadar boktan haberin arasında yayınladığı bilmem ne hayvanat bahçesinde doğan zebra haberi gibi oldu ama iyi oldu, güzel oldu yine.

Fransa ve sosyal güvenlik

Ağustos 2011'de başladığım sosyal güvenlik numarası alma maceram Haziran 2012 sonu itibariyle hala bitmiş değil. Dün sabah postada bulduğum zarftan çıkan ve "Sosyal Güvenlik Numarası" olduğunu iddia eden numaranın "geçici" sosyal güvenlik numarası olduğunu öğrendim. Yani geçicisini vermeleri ortalama 10 ay sürüyor. Tabii bu geçici numara gelmeden o zamana kadar satın aldığınız ilaçların ve muayenelerin parasını geri almak için başvuramıyorsunuz. Bu başvuruyu yapabilmek için ilgili ödemelerin üzerinden 1 yıl geçmemiş olması gerekiyor ve geldiği ilk yıl doktor ve ilaç masrafını kendi cebinden ödemek zorunda kalan insanlar biliyorum. Ben şimdi bu başvuruyu yapabilecek şanslı insanlar arasındayım. Şanslı bir insan olarak tek yapmam gereken doktorumun yazdığı ilaç listesini, eczaneden aldığım ilaçların listesini (tabii bu bir öncekiyle aynı liste, ama gerekli), ilgili ilaçların barkodlarını (bknz. Şekil A alt sıra, yine aynı bilgiyi içeren bir gereksinim) ve kendi kimlik bilgilerimi içeren bir formu (çünkü sosyal güvenlik numarasından bulamıyorlar kuvvetle muhtemel) sosyal güvenlik kurumuna postalamam gerekiyor. Bu barkod toplama işini iki önceki kuşak yapardı Türkiye'de, sonra hiç görmedim. Yani hala devletin ödemesi gereken miktar otomatik olarak düşülemiyor ve sonradan geri veriliyor. Çok saçmasınız lan.


Güncelleme: Bu barkod kesme yapıştırma işlerinin Carte Vitale denen sağlık sigortası kartının varışına değin yapıldığını öğrenmiş bulunuyorum. Ondan sonrası olması gerektiği gibi ilacı alırken sigortanın ödediği miktarın fiyattan düşülmesi şeklinde gerçekleşiyormuş. Carte Vitale'i sekiz ayda alan bir arkadaşıma "şanslı" diyorlar. Ortalama bekleme süresi bir yılın üzerinde.

22 Mayıs 2012 Salı

GS = BS + US

Fransa'yı yavaş yavaş çözüyorum. Bugün vergi beyannamesi doldurdum ve ilgili devlet dairesine teslim ettim -ki Fransa'daki bürokrasi ve Fransızcamın bürokratik terminolojiyi kapsamaması düşünüldüğünde büyük iş. Ve bunu sadece 10 dakika içinde yaptım. Hiçbir sorun çıkmadı, sıraya girdim, 5 dakika ya bekledim ya beklemedim. Gişedeki abi ilk kez mi beyanda bulunuyorsun diye sordu o kadar. Ha bir de bir yere bugünün tarihini yazmayı unutmuşum onu yazdım. 10 dakika. Ki ben bugünüm orada geçer sanmıştım. Ve şimdi geliyoruz başlıktaki formüle. Fransa'da şöyle bir formül var,

GS (Gerçekleşen Saçmalık) = BS (Beklenen Saçmalık) + US (Umulmadık Saçmalık)

GS hiçbir zaman değişmiyor ve bu koruduğu miktar epeyce yüksek bir miktar. Yani herhangi bir durumdan ya da işten düşük oranda bir saçmalıkla kurtulamıyorsunuz. Örneğin bu vergi beyanının öncesi şöyle. Vergi beyannamesinin verileceği kuruluşu İnternet'te yazan adreste bulamadım. İnsanlardan taşındığını öğrendim ama tabii ki nereye taşındığını bilmiyorlardı, bilenler de benim harita olmadan bulamayacağım bir cadde adı söylüyordu. Eve geri döndüm, işyerindeki arkadaşlardan yeni adresi öğrendim ve yerini buldum. Tekrar yollara koyuldum. Kullandığım mavi bisikletin pedalı koptu. Sayfasında özgürlük falan yazdığına bakmayın, pedalı olmayınca pek gidemiyor. Ha bu arada bu pedal bir dörtyolun ortasında elimde kaldı. Aynı olay Almanya'da olsaydı daha az tehlike arzedecek şekilde olurdu ama Fransa'da olduğu için dörtyol ortasında oldu. Bu aksilikler yüzünden de gitmem gereken yere öğle yemeği arasından 10 dakika önce vardım -ki Güney Fransa'da öğle yemeği araları 2 saat sürüyor. Bu örnekte görüldüğü üzere BS'nin bekleneni verememesi durumunda US hemen devreye giriyor ve GS'nin çizgisini korumasını sağlıyor.

1 Mayıs 2012 Salı

Fransa'daki politik yelpazeye dair ilginç bir araştırma

Politik analiz yaparken farklı açılardan bakabilmek ve farklı parametreleri de hesaba katabilmek gerekiyor.

French lefties love 'backdoor sex' - study

Fransız seçmenlerin 4 gün sonraki ikinci tur seçimlerinde bu verileri değerlendirmeye almasını diliyorum.

19 Mart 2012 Pazartesi

Seni yener gibi oldum Fransa... - III

Fransa'nın ikinci büyük kenti olan Marsilya'nın ana tren garındaki danışma bürosuna sorduğum "sabah 4'te buradan havaalanına nasıl gidebilirim?" sorusunun "sabah 4'te oraya gitmenin bir yolu yok, bence hemen gidin orada uyuyun" şeklinde cevaplanması, sonrasında 20-25 metre ötedeki havaalanı servisleri bürosunu görüp istediğim saate biletimi almam. Tabii bunun öncesinde küçük bir köyde olmamanın rahatlığıyla sorduğum "İngilizce konuşuyor musunuz?" sorusuna kollarını kavuşturup arkasına yaslanarak "Hayır" demesine hiç girmiyorum.

13 Ocak 2012 Cuma

Seni yenemedim Fransa... - II

ASUS'un teknik destek sayfasından gönderdiğim çok basit bir sorunun sırf Fransa'da yaşıyorum diye ASUS Fransa'ya yönlendirilmesi, ASUS Fransa'dan Théodore (rencide etmemek adına başka isim kullanılmıştır!) adlı bir delikanlının bana verdiği cevapta "ASUS Fransa size yardımcı olmaktan mutluluk duyar. Yalnız, sorunuzu bir de Fransızca sorabilir misiniz?" demesi... E be mösyö.

26 Kasım 2011 Cumartesi

Fransızca zor, Fransızlar için bile...

5. Fransa Cumhuriyeti (1958-)'nin tek sol kanat Cumhurbaşkanı olan François Mitterand'ın eşi Danielle Mitterand'ın ölümü üzerine Cumhurbaşkanlığı Ofisi'nden yayınlanan duyuruda altı tane ciddi sözdizimi hatası bulunmuş. Yorumsuz.

President's office red-faced over bad French grammar

Güncelleme: Bu yazının yazıldığı tarihte François Hollande henüz seçilmemişti.

21 Kasım 2011 Pazartesi

Neye Niyet Neye Kısmet

Fransa'ki umulan ve bulunan hayatlarımın karşılaştırmasını şu şekilde özetleyebilirim. Işıkla boyama ya da kısmi aydınlatma gibi fotoğrafik oyunlar için getirdiğim fenerimi Sophia Antipolis'te hava karardıktan sonra otobüs durağımı bulabilmek ve yürüdüğüm ormanlık yolda bir şeye takılıp hasbelkader bir yaban domuzunun üzerine düşmemek için kullanıyorum. Ki bugün okuduğum şu haber ile ormanlık alandaki domuzlara artık alışmam gerektiğini hissettim. Buyrunuz efendim, Virgin Megastore'da paniğe sebep olan yaban domuzu. Voila!

10 Ekim 2011 Pazartesi

Are you okay, man?

Bir kaç gün önce bisikletten düştüm. Elimdeki pizza, gözümdeki gözlük, altımdaki bisiklet ve ben farklı yerlere saçıldık. Dirseğimi yere vurmama ve gidonun ortasının çeneme oturmasına rağmen ucuz atlattım diyebilirim. Tam "olaya bak, 28 yaşında bisikletten düşüyoruz, napsam sigara mı yaksam" diye düşünürken Kuzey Afrikalı sempatik bir arkadaş yardıma koştu ve iyi olup olmadığımı ve yardım isteyip istemediğimi sordu ve bunu tabii ki Fransızca yaptı. Ben de o an kafamda cümleleri Fransızca toparlayamadım ve böyle bir 5-10 saniye kadar düşündüm. Bu süre zarfında ben konuşmayınca adam benim şokta olduğumu düşünmüş olacak ki omzumdan tutup beni sallamaya başladı. Bu aşamada artık konuşmam gerektiğinin yoksa sonraki adımın tokat filan olabileceğinin (serbest dalışta bir blackout sonrası 2-3 tane yemiştim ama kendimde olmadığımdan pek hatırlamıyorum) farkına vardım ve iyi olduğumu ve sorunun ben değil benden öte Fransızcam olduğunu söyledim. İngilizce biliyormuş neyse ki, "are you okay, man?" dedi hemen çok vurgulu ve yazıldığı gibi okunan bir "man" ile. 2 yıl önce İstanbul'a gelmiş, sohbet muhabbet. Asıl sempatik olanlar azınlıklar galiba burada.

6 Ekim 2011 Perşembe

Fransızca bürokrasi - III

Dün bankasal saçmalıklara dair yeni bir şey öğrendim. Bir örnek üzerinden anlatacağım. Örneğin birileri sevdiceğinizi kaçırdı ve hemen ertesi gün teslim edilmek üzere fidye olarak da makul bir fiyat olan 2000 Euro istiyor. Bu durumda sevdiceğinizi unutmaya başlasanız iyi olur. Çünkü haftalık 500 Euro çekim limiti nanesinden sonra öğrendiğim diğer bir limit acil durumlarda istenebilecek para limiti ve bu miktar 1500 Euro (yine bir önceki yazıda bahsettiğim ilginç kart ile 300'er Euro'luk miktarlarda 5 defa çekim yapıyormuşsunuz). Fidye örneğinde olduğu gibi bu miktarın üzerinde paraya ihtiyacınız varsa çekim gününden 3 gün önce bankaya haber vermeniz gerekiyormuş ki bu şahane yüksek miktarı hazırlayabilsinler. Ama kaçıranlar Fransız ise sorun yok, zaten bu gibi banka kurallarını artık sorgulamayacak derecede sindirmiş oldukları için sevdiceğinize kavuşmak için ödeyeceğiniz fidyeyi 3-4 gün sonra isteyeceklerdir.

4 Ekim 2011 Salı

Fransızca bürokrasi - II

Nice'den Valbonne (Sophia Antipolis'in bağlı olduğu şehir) civarlarına gelmek için kullandığım 230 numaralı otobüste nakit kullanırsam paramın yarısını (sadece %50'si "şirketten") biricik şirketim EURECOM'dan alamıyorum ancak aylık bilet alırsam elimde bildirim yapabileceğim bir belgem olduğu için alabiliyorum. Yani elinizde aylık sınırsız bir bilet olduğunda otobüsle gelmiş oluyorsunuz ancak bu olmadığında 25 km'lik yolu yürüyerek geldiğinizi varsayıyorlar. Bunun bir de her hat için yıllık sınırsız olan türü var ve fiyatı yıllık ulaşım giderlerini düşündüğünüzde uygun. Ancak bu biletin parasını (yarısını) alabilmeniz için biletin fotokopisini her ay insan kaynaklarına götürmeniz gerekiyor, evet, aynı belgeden 12 tane fotokopi çekip her ay birini götürüyorsunuz ve böylelikle aylık 15 Euro gibi bir para veriyorlar, siz de seviniyorsunuz.

Fransızca bürokrasi - I

Fransa'da karşılaştığım saçma kağıt işlerini anlatsam ufak çaplı bir roman olabilir. Bu yüzden bunu ilki olarak numaralandırmak istiyorum. Şimdiye kadar yaşadıklarımı aklıma geldikçe yazacağım. Bugün BNP Paribas adlı sevgili bankama gittim. Şubeye gitme sebebim ise bana verdikleri banka kartı ile haftalık 500 Euro'nun üzerinde para çekememem ve bu yüzden kirayı ödeyememem idi. Şubeye gidip hem para çekmek hem de limit artırımı talebinde bulunmak istedim, istemez olaydım. Öncelikle limit artırımı için başka bir banka kartı almam (Premium adında!) ve bunun için de ayda 11 Euro ödemem gerektiği söylendi. Kendi paramı çekebilmek için kendi paramdan vermem gerekiyormuş yani. Bunu istemediğimi söyledim ve başka bir yolu olup olmadığını sordum. Bana geçici bir kart verebileceklerini ve bu kartı bu gibi "acil" durumlarda 500 Euro'dan daha fazla para çekmek için kullanabileceğimi söylediler, ben de kabul ettim. Sonra elime üzerinde ne isim ne kart numarası olmayan sadece manyetik banda sahip bir kart tutuşturuldu ve hemen orada bankamatikte kullanmam ve yine hemen geri getirmem istendi, yalnız bu kartı bankamatikteki kart yuvasına iki defa sokmam ve 300'er Euro olarak iki seferde paramı çekmem gerekiyormuş. "Bu kartın da mı limiti var?" dedim, ağızlarında bir şeyler gevelediler, beni sorumun cevabını merak etmez hale getirdiler. Sonra kartı sevgili bankamatiğe verdim, benden parola, vs. istemeden 300 Euro verdi. Sonra tekrar aynısını yaptım tekrar 300 Euro ile ödüllendirildim ve böylelikle kiramı çekebilmiş oldum. PS: Ayrıca burada internet şubesinden EFT yapmak için şubeye gidip çeşitli kağıtlar imzalamak gerektiğini de belirmeliyim, yeni EFT hesabı tanımlamanın başka bir yolu yok.

2 Ekim 2011 Pazar

Seni yenemedim Fransa...

Bugün bir şeyler (isim vermeyeyim, hızlıca tüketilip en kısa yoldan kıça giden gıda) yemek için Nice'in eski taraflarına bisikletle giderken çok sıkı bir abla tarafından koşularak geçildim. Sanıyorum ben 16-17 km/s ile sıkı abla da 20-21 km/s ile gidiyordu. Ben ekstra menü farkını öderken kendisi eski Nice'e varmış ve hatta portakal suyu eşliğinde salatasını yemeğe başlamıştır diye tahmin ediyorum.