26 Kasım 2011 Cumartesi

Fransızca zor, Fransızlar için bile...

5. Fransa Cumhuriyeti (1958-)'nin tek sol kanat Cumhurbaşkanı olan François Mitterand'ın eşi Danielle Mitterand'ın ölümü üzerine Cumhurbaşkanlığı Ofisi'nden yayınlanan duyuruda altı tane ciddi sözdizimi hatası bulunmuş. Yorumsuz.

President's office red-faced over bad French grammar

Güncelleme: Bu yazının yazıldığı tarihte François Hollande henüz seçilmemişti.

21 Kasım 2011 Pazartesi

Çok Yaşa Bora Teknik

Ankara'daki güzide fotoğraf makinesi tamiri mekanımız olan Bora Teknik'e bir kez daha hayran oldum. F100'ümü düşürüp diyafram kontrol sistemini bozduktan sonra Nice'de tamir ettirebileceğim bir yer aramış ve aynen Bora Teknik gibi içi film makine dolu olan ve güzel insanlar tarafından işletilen bir atölye bulmuştum. Ancak bir iki kurcaladıktan sonra bana tamirin makinenin fiyatından fazlaya çıkacağını söylemişlerdi ve makinemi Türkiye'ye göndermekten başka çarem kalmamıştı. Bu arada da bir kaç haftamı aldı ama sorunun nerede olduğunu buldum, ayarları ne şekilde yaparsam yapayım diyafram en kısık değer olan 22'ye getiriliyor ve film o şekilde pozlanıyordu. Neyse, bir arkadaşımla gönderdim, ardından da Bora Teknik'e diğer ihtimallerle zaman kaybetmemeleri için uzunca bir e-posta yazdım ve durumu açıkladım. Arkadaşım İstanbul'a gittiğinde Ankara'ya kargoladı ve ertesi gün Bora Teknik'ten kendisini aradıklarını ve benim telefonumu beklediklerini söyledi. Aradım, sorunun çözümü ile ilgili yöntemi ve ücreti söylediler ve anlaştık. Ancak konuşma sırasında şunu farkettim, e-postamı hiç almamışlardı (e-posta hesaplarındaki bir sorundan dolayı) ve muhtemelen ilk bakışlarında bir kaç haftamı alan ve buradaki "en deneyimli" tamircinin çekindiği/üşendiği sorunu buldular ve çözümüyle döndüler. Sen çok yaşa Bora Teknik!

Neye Niyet Neye Kısmet

Fransa'ki umulan ve bulunan hayatlarımın karşılaştırmasını şu şekilde özetleyebilirim. Işıkla boyama ya da kısmi aydınlatma gibi fotoğrafik oyunlar için getirdiğim fenerimi Sophia Antipolis'te hava karardıktan sonra otobüs durağımı bulabilmek ve yürüdüğüm ormanlık yolda bir şeye takılıp hasbelkader bir yaban domuzunun üzerine düşmemek için kullanıyorum. Ki bugün okuduğum şu haber ile ormanlık alandaki domuzlara artık alışmam gerektiğini hissettim. Buyrunuz efendim, Virgin Megastore'da paniğe sebep olan yaban domuzu. Voila!

10 Ekim 2011 Pazartesi

Are you okay, man?

Bir kaç gün önce bisikletten düştüm. Elimdeki pizza, gözümdeki gözlük, altımdaki bisiklet ve ben farklı yerlere saçıldık. Dirseğimi yere vurmama ve gidonun ortasının çeneme oturmasına rağmen ucuz atlattım diyebilirim. Tam "olaya bak, 28 yaşında bisikletten düşüyoruz, napsam sigara mı yaksam" diye düşünürken Kuzey Afrikalı sempatik bir arkadaş yardıma koştu ve iyi olup olmadığımı ve yardım isteyip istemediğimi sordu ve bunu tabii ki Fransızca yaptı. Ben de o an kafamda cümleleri Fransızca toparlayamadım ve böyle bir 5-10 saniye kadar düşündüm. Bu süre zarfında ben konuşmayınca adam benim şokta olduğumu düşünmüş olacak ki omzumdan tutup beni sallamaya başladı. Bu aşamada artık konuşmam gerektiğinin yoksa sonraki adımın tokat filan olabileceğinin (serbest dalışta bir blackout sonrası 2-3 tane yemiştim ama kendimde olmadığımdan pek hatırlamıyorum) farkına vardım ve iyi olduğumu ve sorunun ben değil benden öte Fransızcam olduğunu söyledim. İngilizce biliyormuş neyse ki, "are you okay, man?" dedi hemen çok vurgulu ve yazıldığı gibi okunan bir "man" ile. 2 yıl önce İstanbul'a gelmiş, sohbet muhabbet. Asıl sempatik olanlar azınlıklar galiba burada.

6 Ekim 2011 Perşembe

Fransızca bürokrasi - III

Dün bankasal saçmalıklara dair yeni bir şey öğrendim. Bir örnek üzerinden anlatacağım. Örneğin birileri sevdiceğinizi kaçırdı ve hemen ertesi gün teslim edilmek üzere fidye olarak da makul bir fiyat olan 2000 Euro istiyor. Bu durumda sevdiceğinizi unutmaya başlasanız iyi olur. Çünkü haftalık 500 Euro çekim limiti nanesinden sonra öğrendiğim diğer bir limit acil durumlarda istenebilecek para limiti ve bu miktar 1500 Euro (yine bir önceki yazıda bahsettiğim ilginç kart ile 300'er Euro'luk miktarlarda 5 defa çekim yapıyormuşsunuz). Fidye örneğinde olduğu gibi bu miktarın üzerinde paraya ihtiyacınız varsa çekim gününden 3 gün önce bankaya haber vermeniz gerekiyormuş ki bu şahane yüksek miktarı hazırlayabilsinler. Ama kaçıranlar Fransız ise sorun yok, zaten bu gibi banka kurallarını artık sorgulamayacak derecede sindirmiş oldukları için sevdiceğinize kavuşmak için ödeyeceğiniz fidyeyi 3-4 gün sonra isteyeceklerdir.

4 Ekim 2011 Salı

Fransızca bürokrasi - II

Nice'den Valbonne (Sophia Antipolis'in bağlı olduğu şehir) civarlarına gelmek için kullandığım 230 numaralı otobüste nakit kullanırsam paramın yarısını (sadece %50'si "şirketten") biricik şirketim EURECOM'dan alamıyorum ancak aylık bilet alırsam elimde bildirim yapabileceğim bir belgem olduğu için alabiliyorum. Yani elinizde aylık sınırsız bir bilet olduğunda otobüsle gelmiş oluyorsunuz ancak bu olmadığında 25 km'lik yolu yürüyerek geldiğinizi varsayıyorlar. Bunun bir de her hat için yıllık sınırsız olan türü var ve fiyatı yıllık ulaşım giderlerini düşündüğünüzde uygun. Ancak bu biletin parasını (yarısını) alabilmeniz için biletin fotokopisini her ay insan kaynaklarına götürmeniz gerekiyor, evet, aynı belgeden 12 tane fotokopi çekip her ay birini götürüyorsunuz ve böylelikle aylık 15 Euro gibi bir para veriyorlar, siz de seviniyorsunuz.

Fransızca bürokrasi - I

Fransa'da karşılaştığım saçma kağıt işlerini anlatsam ufak çaplı bir roman olabilir. Bu yüzden bunu ilki olarak numaralandırmak istiyorum. Şimdiye kadar yaşadıklarımı aklıma geldikçe yazacağım. Bugün BNP Paribas adlı sevgili bankama gittim. Şubeye gitme sebebim ise bana verdikleri banka kartı ile haftalık 500 Euro'nun üzerinde para çekememem ve bu yüzden kirayı ödeyememem idi. Şubeye gidip hem para çekmek hem de limit artırımı talebinde bulunmak istedim, istemez olaydım. Öncelikle limit artırımı için başka bir banka kartı almam (Premium adında!) ve bunun için de ayda 11 Euro ödemem gerektiği söylendi. Kendi paramı çekebilmek için kendi paramdan vermem gerekiyormuş yani. Bunu istemediğimi söyledim ve başka bir yolu olup olmadığını sordum. Bana geçici bir kart verebileceklerini ve bu kartı bu gibi "acil" durumlarda 500 Euro'dan daha fazla para çekmek için kullanabileceğimi söylediler, ben de kabul ettim. Sonra elime üzerinde ne isim ne kart numarası olmayan sadece manyetik banda sahip bir kart tutuşturuldu ve hemen orada bankamatikte kullanmam ve yine hemen geri getirmem istendi, yalnız bu kartı bankamatikteki kart yuvasına iki defa sokmam ve 300'er Euro olarak iki seferde paramı çekmem gerekiyormuş. "Bu kartın da mı limiti var?" dedim, ağızlarında bir şeyler gevelediler, beni sorumun cevabını merak etmez hale getirdiler. Sonra kartı sevgili bankamatiğe verdim, benden parola, vs. istemeden 300 Euro verdi. Sonra tekrar aynısını yaptım tekrar 300 Euro ile ödüllendirildim ve böylelikle kiramı çekebilmiş oldum. PS: Ayrıca burada internet şubesinden EFT yapmak için şubeye gidip çeşitli kağıtlar imzalamak gerektiğini de belirmeliyim, yeni EFT hesabı tanımlamanın başka bir yolu yok.

2 Ekim 2011 Pazar

Seni yenemedim Fransa...

Bugün bir şeyler (isim vermeyeyim, hızlıca tüketilip en kısa yoldan kıça giden gıda) yemek için Nice'in eski taraflarına bisikletle giderken çok sıkı bir abla tarafından koşularak geçildim. Sanıyorum ben 16-17 km/s ile sıkı abla da 20-21 km/s ile gidiyordu. Ben ekstra menü farkını öderken kendisi eski Nice'e varmış ve hatta portakal suyu eşliğinde salatasını yemeğe başlamıştır diye tahmin ediyorum.

1 Ekim 2011 Cumartesi

Yine, yeni, yeniden karanlıkoda

Nice'e taşındıktan sonra ilk defa film yıkadım. Eski Nice tarafında bir tükkan var, karanlıkodaya dair herşeyi satıyor sağolsun. Türkiye'deki eskice ama gayet iş gören bir agrandizör fiyatına sadece film yıkama malzemelerini alabildim ama olsun. Ankara'daki karanlıkodamdan sonra tekrar tuvalette film geliştirmeye başladığım için pek mutlu değilim ama sürdürmek lazım, zira paslanmışım, negatifi spirale yarım saatte sarabildim, yerlere düşürdüm filan, rezillik diz boyu yani. Ama sonuçlar fena değil. İlk fırsatta bir de film tarayıcı almak lazım.

Long live film photography!

5 Mart 2011 Cumartesi

Tabula rasa

Eve gelen gidenlerin yazdığı-çizdiği beyaz tahtamdaki herşeyi bana sormadan silen ve yerine "Tabula rasa" yazan bir ev arkadaşım var. Kesin dalga geçiyor ya da altında derin bir mesaj var. Bizde böyle bir nane yok da kadınların eylemlerinde mesaj filan olabiliyor. Ne yapmaya çalıştığını iyice düşünüp ona göre hareket etmem lazım.

5 Ocak 2011 Çarşamba

Asimilasyon

İtalyan ev arkadaşım daha bir ayı dolmadan eve pastırma sucuk alıp gelmeye başladı. Bugün de dolapta 1 litrelik Doğanay şalgam suyu ve çiğ köfte gördüm. Soruyorum birinden duymamış etmemiş. Vallahi ben bir şey yapmıyorum kendi alıp geliyor.